Modernitenin rasyonel bir düzen kurma arzusu, ahlaki sorumluluğu dışlayarak etik olanı ideolojik bir zemine indirgemiştir. Bu durumun en görünür örneklerinden biri, Enver Hoca döneminde Arnavutluk’ta yaşanmıştır. Marksist-Leninist ideoloji, bireyi özgür bir özne olmaktan çıkarıp devletin ideolojik hedeflerine hizmet eden bir nesneye dönüştürmüş; ahlaki itki yerini araçsal akla ve siyasal sadakate bırakmıştır. Toplum, tek tip bir ahlak anlayışıyla biçimlendirilirken, bireysel vicdan ve ötekine duyulan sorumluluk bastırılmıştır. Bu bağlamda totaliter rejim, yalnızca siyasal kontrolün değil, aynı zamanda ahlaki felcin de üreticisi olmuştur. Modernitenin bu yönü, günümüzde de ideolojik meşruiyet adına şiddeti rasyonelleştiren devlet pratiklerinde yaşamaya devam etmektedir.


