Anadilinde eğitim hakkının sınırlandırılması, seçme ve seçilme imkânlarının fiilen ortadan kalkması, sadece bireysel mağduriyetlere değil, aynı zamanda çokkültürlü bir toplumsal düzenin zedelenmesine yol açtı. Bugün bu yapısal adaletsizlikle yüzleşmek, sadece geçmişin telafisi değil, aynı zamanda geleceğin demokratik temelleri için bir zorunluluktur.


